Giriş Yap
Üye Ol
Üyelik

Bir adım daha kaldı !

Üyeliğinizi aktif hale getirmek için
e-posta adresinize gönderilen aktivasyon linkine tıklamanız gerekmektedir.

Şifremi Unuttum
* Mail adresinize yeni şifre gönderilecektir.
Şifremi Unuttum

E-Posta adresinize yeni şifreniz gönderildi.

Bize Yazın

E-maillerinizi info@vanillamedia.com.tr adresine gönderebilirsiniz.

Köşe Yazıları

Bir sempozyumun ardından...

Dr. Görkem İldaş

Bir sempozyumun ardından…

Türkiye Özel Okullar Derneği’nin 18’inci Geleneksel Eğitim Sempozyumu bu yıl Antalya’daydı.

Bini aşkın öğretmen, eğitim uzmanı, gazeteci, STK temsilcisi, mesleğin yön ve yol gösteren isimleri üç gün boyunca aynı çatı altında buluştu. Bu yıl ki başlık sadece bir kelimeydi ama mevzu binlerce yıllık bir derinlikti:

Etik…

Malum tüm sektörün gözü yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’ta.. 

Sempozyumda da durum farklı olmadı. 

Öğretmen Ziya Selçuk, artık bakanlık koltuğunda oturuyor ve en çok öğretmenleri dinliyor, en çok öğrencileri anlamaya çalışıyor.

Bu nedenle söyledikleri, söyleyecekleri çok önemli…

Konuşmasına esprili bir dille başladı; “oturduğunuz yerin kıymetini bilin, ah basın mensupları aramızda olmasaydı neler konuşurduk” dedi…

Malum; Türkiye, 2023 vizyonunu konuşuyor. Selçuk da atılacak adımların sinyalini verdi…

Belli ki Türkiye’de; eğitim sistemi daha Avrupa modeline yakın bir hale gelecek. Ya da en azından o yolda büyük dönüşümler için düğmeye basılacak.

Bakan Selçuk, “yol haritamız belli” diyor.

Peki ne var o yol haritasında?

Öncelik dijital altyapı…

Türkiye’nin en iyi birikime sahip öğretmenleriyle beraber bir sanal kütüphane yaratılması, yapay zeka temalı yazılımların devreye sokulması, televizyon kanalı, mobil kanallarıyla her türlü erişimin sağlanması gibi daha bir çok başlık... 

Takvime bağlı adımlar sırayla atılıyor…

Ya sınavlar? Malum yeni bakan ölçme ve değerlendirme sınavlarına eleştirel bakıyor. Ama ne olacağını, sistemin nasıl evrileceğini hep birlikte göreceğiz.

Bakan “kimse sürpriz beklemesin” diyor, ama ben bekliyorum.

Türkiye’de eğitim sisteminin kalıcı çözümlere ihtiyacı var. Yıllardır yap boz tahtasına dönen bir tablo, 70’lerden buyana atılan riskli adımlar, değiştirilmesi gereken çok yol var.

Evet zor. Ama imkansız değil.

Zira Bakan Selçuk da, “100 yıllık sorunu 6 ayda düzeltmemizi beklemeyin” derken tam olarak buna işaret ediyor.

Gelelim, Türkiye’yi 2023 vizyonuna taşıyacak anahtar kelimeye: ‘etik’e…

Bu yılın konu başlığı, insanlık tarihi kadar eski bir konuydu, ancak son yüzyılda baş tacı ediliyor.

Etik başlığı altında tam 8 konferans, 2 panel ve 16 çalıştay düzenlendi.

Ben küçük bir çocuk annesi bir eğitim programcısı olarak en çok “ezbere eğitim” meselesine kulak kesildim…

Hani; “Becket ya da Tanrının Onuru” oyununda Becket; sırf kralına söz vermiş olduğu için sevdiği kadını ölüme yollamış ya… 

Bu “ezbere davranış” modeli aslında ne kadar da tanıdık değil mi?

Çocuklarımız kendi kararlarını verebiliyor mu?

Okulda erdemli olmayı nasıl öğreniyorlar?

Söz tutmak bir erdem mi?.. Her zaman mı?

Alanında değer verdiğim bir felsefeci; Prof. İonna Kuçuradi zihin açan bir konuşma yaptı…

Ezbere değerlendirilmenin tam tersi olan “doğru değerlendirme” kavramından bahsetti.

Bence eğitim sistemi için gerçekten büyük bir zihinsel değişimin anahtarı tam olarak bu kavram…

Ezbercilik değil; anlamak, değerlendirmek ve doğruyu bulmak…

Hangi ahlak? Hangi kurallar?

Öğretmenler ve ebeveynler bu alışkanlıklarından nasıl kopacak?

Toplumsal ahlakın sınırları içinde kalmayarak ahlaki doğruya nasıl ulaşacak?

Sempozyumda bu konu ince ince tartışıldı. ‘Çocuklarımıza nasıl muamele ediyoruz’dan, ‘öğretmenler hediye almalı mı’ya kadar…

İdeal öğretmen, ideal öğrenci mümkün mü? Mümkünse nasıl?

Bu soruların yanıtlarını Prof. Dr. Betül Çotuksöken verdi sempozyumda…

Eğitim mekanik değil; insani bir sistem... Ve merkezinde insan var... O yüzden eğitimden önce ‘insan’ı konuşmamız gerekmez mi?.. 

Çotuksöken’e göre önce insan gelmeli. O yüzden, eğitim ve felsefenin birbirinden ayrılmaz olduğunu savunuyor…

Ve sonuç…

Zira, felsefecilerin yıllardır seslerini duyurmaya çalıştığı “herkese felsefe eğitimi” meselesi, sempozyumda alınan kararların birinci maddesi oldu:

“Felsefenin ve etiğin öğretimi ve uygulanması müfredatta daha geniş kapsamda yer bulmalıdır, çünkü felsefe, değerleri açıklayabilir, yaratıcı düşünceyi destekleyebilir ve kişilik gelişimine katkıda bulunabilir.”

Öğretmenlerin buna vakıf olması şart.

Bildirge de söylendiği gibi; “İdeal öğretmen, yalnız kusursuz öğretme yetenekleri ile değil, aynı zamanda yaşama biçimi ile de ahlaki bir model olandır.”

Bizi 2023 Türkiye’sine taşıyacak olan da işte bu manifesto..

O yüzden eğitimde etik meselesinin kıymeti ve önemi önümüzdeki günlerde daha çok anlaşılacak…

En Son Köşe Yazıları

Bir sempozyumun ardından... 11.2.2019 - Dr. Görkem İldaş

İlkokullu Üniversiteliler! 18.1.2019 - Prof. Dr. Ümit Davaslıgil

Üniversite Adayları için Kritik Süreç Başladı 3.8.2018 - Dr. Görkem İldaş

Hastanesiz Tıp Eğitimi Olmaz! 31.7.2018 - Prof. Dr. İbrahim Tuncay

Mutluluğun Sırrı Fark Oluşturmak 31.7.2018 - Prof. Dr. Adnan Yüksel

PAYLAŞ